(Source: dotsrt, via littlemisscherie)
(Source: dotsrt, via littlemisscherie)

(Source: crimpywoolmehh, via girlinlondon)
(via girlinlondon)

(Source: thechocolatebrigade, via girlinlondon)
Çizginin dışına çıkmadan yürüme sanatıydı yaşamak. Bizse çizgilerin dışından yürüdük hep. O yüzdendir mutluluğumuz.
(Source: plans-to-dance, via littlemisscherie)

zaman seni de solduracak böyle ve itecek toprağın altına ayakkabısının burnuyla. kurtlara ziyafet çekecek senin adına.
(Source: kittenmeats, via girlinlondon)

tutku dönüşür mü alışkanlığa?
(Source: peggymoffitt, via girlinlondon)
Korku aklın freni kalbin şarampolüdür.
Şöyle oturun karşıma da azcık sohbet edelim. Daha doğrusu siz oturun ben sohbet edeyim. Hani kimi zaman insan karşısına bir vazo çekip konuşur ya! Konuşmaz mı? Siz konuşmaz mısınız? Neden, deli mi derler insana? Doğru ya, öyle bir söz vardı epeydir pelesenk dillerde. Kendi kendine konuşana… Saçmalık!
İnsan en çok kendiyle konuşmaz mı oysa, üstelik dudakları kımıldamadan. Sessiz kaldığında, gözlerini kapadığında, gözleri bir yere daldığında… Henüz bunu fark etmediniz mi? Ne güzel. Desenize siz kendinizle konuşuyor fakat kendinizi dinlemiyorsunuz. Beni dinlediğiniz için daha da mutlu oldum şuan.
Her neyse mevzu bahis bu değil, bu gün size biraz anlardan bahsetmek istiyorum. Şu zam-an diye hecelenen kelimenin son kısmı. An. Her birimiz onu kovalıyoruz değil mi… Bıkmadan, usanmadan ve farkına varmadan. Ee, geçip gidiyor işte nihayetinde. Bunu bile bile neden bunca çaba diye soruyorum içimden ve hatta zam-an derken insanların Tanrıdan anlar için zam istediklerini bile düşünüyorum. Evet biraz deliyim sanırım. Ama yine de insanın aklına yatıyor değil mi. Evet çünkü hepimiz deliyiz.
Anlar farklıdır, bütünden ayrıdır. Her gün uyanırsınız yemek yersiniz yahut bir kadını öpersiniz. Tüm bu rutin duyguları gece yatarken yanı başınızdaki çöp poşetine ismini zaman koyarak atabilirsiniz. Çekinmeyin buruşturun ve atın. İşe yaramazlar, sizi sadece Anlara kavuşturmak için aracıdır onlar sadece. Günü geçirirler, sizi hayatta tutarlar o kadar ve bir gün o An gelir! Bir yemek tadarsın ya da bir dudak -adı herkese göre değişir- ve geçici olmayanı yakalarsın. Yalnızlaşır kendinle baş başa kalırsın. Karşında gerçek vardır sana bakar ve göz kırpar sonra aniden ortadan kaybolur. İşte bu duyguyu güzelce istifle ve içinde biriktir. Uyuduğunda yok olmaz yahut büyüdüğünde hatta öldüğünde bile. Ben buna kısaca An diyorum ve her canlının farkında olmadan bunu beklediğini biliyorum. Bu yüzdendir ki zaman kelimesindeki harika birleşime tesadüf demiyorum. Umarım anlarınız zamlı olur.
korkularınızın bizi yönetmesine sahip olduklarımızın bize hükmetmesine izin vermek aptallıktır.
(via girlinlondon)